92406 kayıt bulundu.
1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Hayatı boyunca birçok sıkıntı ve üzüntü çekmiş (kimse)
1. Aslı ile kalpı arasındaki farkı ancak o işin çilekeşleri bilir.
1. Aslı ile kalpı arasındaki farkı ancak o işin çilekeşleri bilir.
Lisan : Farsça çillekeş
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çileği andıran, çileğe benzeyen, çilek gibi, çileğimsi
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çilesi olan, çok sıkıntı çekmiş olan
1. Çileli başım.
1. Çileli başım.
2. Sıkıntılı
1. Bizim meslek çilelidir.
1. Bizim meslek çilelidir.
1. nesnesiz , nesnesiz , halk ağzında , halk ağzında , nesnesiz , nesnesiz , halk ağzında , halk ağzında , Yağmur çiselemek
1. O baharın renkleri, güzellikleri ve ihtirasları bir nisan yağmuru hâlinde çiler dururdu.
1. O baharın renkleri, güzellikleri ve ihtirasları bir nisan yağmuru hâlinde çiler dururdu.
2. Nemlenmek, ıslanmak
3. Bülbül şakımak
1. eskimiş , eskimiş , eskimiş , eskimiş , derviş ve tarikat ehli, sadece dua ve ibadetle geçirmeleri gereken süreyi tamamlayarak çileden çıkmak
2. üzücü ve sıkıntılı bir durumdan kurtulmak
1. dervişlerin kırk gün süre ile kendilerine uyguladıkları zorlu ve perhizli döneme girmek
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Aşırı davranışlarda bulunan, deli, mecnun
1. Bazı anneler, çocukları olduğunda bir çılgın gibi davranırlar.
1. Bazı anneler, çocukları olduğunda bir çılgın gibi davranırlar.
2. Çok büyük, aşırı, olağanüstü
1. Onların bu çılgın aşklarına karşı konulacak engel setlerinin hiç hükmü yoktur.
1. Onların bu çılgın aşklarına karşı konulacak engel setlerinin hiç hükmü yoktur.
1. sevinç, öfke, kızgınlık vb. duygular sonucu aşırı ölçüde heyecanlanmak
2. kendine hâkim olamamak
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Deli gibi, delicesine, çılgıncasına
1. Mademki Salvotore'yi o derece kıskandım, demek ki kendisine çılgınca âşıktım.
1. Mademki Salvotore'yi o derece kıskandım, demek ki kendisine çılgınca âşıktım.
2. Aşırı bir biçimde
1. Şimdi de çılgınca gülmek istiyorum.
1. Şimdi de çılgınca gülmek istiyorum.
Telaffuz : çılgı'nca
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Çılgınca
1. Herkesin bu kadar uzun vadeli emelleri, bu kadar çılgıncasına ölçüsüz ümitleri yok mudur?
1. Herkesin bu kadar uzun vadeli emelleri, bu kadar çılgıncasına ölçüsüz ümitleri yok mudur?
Telaffuz : çılgı'ncasına
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çılgınlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak
2. Çılgınlaşma becerisi bulunmak
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çılgınca davranışlarda bulunmak
1. isim , isim , isim , isim , Aşırı davranış
1. Belki yine o çılgınlıklarından birini yapmak istemiş, kimsenin bilmediği bir arkadaşının yanına gitmiştir.
1. Belki yine o çılgınlıklarından birini yapmak istemiş, kimsenin bilmediği bir arkadaşının yanına gitmiştir.
1. isim , isim , isim , isim , Düzce iline bağlı ilçelerden biri
Özel: Evet
Telaffuz : çili'mli
çilingir sofrası
1. isim , isim , isim , isim , Anahtarcı
Lisan : Farsça cilānger
1. isim , isim , isim , isim , Üzerine meze ve içki konmuş tepsi, küçük içki sofrası
1. Haydi Abbas vakit tamam / Akşam diyordun, işte oldu akşam / Kur bakalım çilingir soframızı / Dinsin artık bu kalp ağrısı
1. Haydi Abbas vakit tamam / Akşam diyordun, işte oldu akşam / Kur bakalım çilingir soframızı / Dinsin artık bu kalp ağrısı